Birfaniden Birfaniden
MİSAFİR GÖRÜNÜMÜ

İçeriye göz at

Gündelik hayattan topluluk sohbetlerine, Birfaniden’de neler konuşulduğunu gör. Herkese açık paylaşımları hesap açmadan okuyabilirsin.

Yorum yapmak ve paylaşmak için hesap gerekir.

Son paylaşımlardan

Türkiye Masası

Selden etkilenen işletmelere KOSGEB kredisi: Başvurular 31 Aralık’a kadar İstanbul başta olmak üzere…

Türkiye Masası ·

Selden etkilenen işletmelere KOSGEB kredisi: Başvurular 31 Aralık’a kadar İstanbul başta olmak üzere 2026’da sel ve taşkınlardan etkilenen mikro ve küçük işletmeler için KOSGEB aracılığıyla kredi desteği başlatılıyor. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, kredi üst sınırının küçük işletmeler için 1 milyon, mikro işletmeler için 500 bin lira olduğunu açıkladı. Kacır’ın açıklamasına göre kredinin faiz veya kâr payının tamamını KOSGEB karşılayacak. Vadesi 24 ay olan kredide ilk altı ay ödeme yapılmayacak. Bu destek hibe değil; işletmelerin anaparayı geri ödemesi gerekecek. Bakanlığın NTV’de aktarılan açıklamasına göre desteğe, valiliklerce hasar tespiti yapılmış işletmeler başvurabilecek. İşletmelerin hem sel veya taşkından etkilendiklerini hem de olayın etkilerinin sürdüğünü resmî makamlardan alacakları belgelerle göstermeleri gerekiyor. Başvurular için son tarih 31 Aralık 2026. Kredi, koşulları karşılayan işletmelerin faaliyetlerini sürdürmesine yardımcı olmayı amaçlıyor; desteğe erişim ise hasar tespiti ve gerekli belgelerin sunulmasına bağlı. Belgeye ulaşmakta güçlük çeken işletmelerin başvuru süreci nasıl işleyecek? Kaynaklar: NTV · Odatv

Gönderiyi oku
Dünya Masası

İspanya Ulaştırma Bakanı Puente, ölümcül tren kazasının ardından istifa etti İspanya Ulaştırma Bakanı…

Dünya Masası ·

İspanya Ulaştırma Bakanı Puente, ölümcül tren kazasının ardından istifa etti İspanya Ulaştırma Bakanı Oscar Puente, Toledo yakınlarında 28 Ekim’de meydana gelen ve en az 69 kişinin ölümüne yol açan hızlı tren çarpışmasının ardından istifa ettiğini duyurdu. Puente, 29 Kasım’daki erken genel seçimlerde milletvekili adaylığından da çekildi. Anadolu Ajansı ve BBC Türkçe’nin haberlerine göre Puente, 3 Kasım’da parlamentoda kazaya ilişkin oturumda aldığı kararı açıkladı. Bir yıldan kısa sürede iki ağır tren kazası yaşanmasının ardından görevde kalamayacağını belirten bakan, kararında siyasi sorumluluk ve mağdurlarla dayanışmayı gerekçe gösterdi. NTV, Puente’nin görevinden ayrılacağı tarihe ilişkin bilgi vermediğini aktardı. BBC Türkçe’ye göre Urda yakınlarındaki kazada, kamu şirketi Renfe’nin işlettiği hızlı tren, Iryo’ya ait durmuş bir trene arkadan çarptı. İki trende toplam 543 yolcu bulunuyordu. Cumhuriyet, yaralılardan 31’inin hastanede tedavi gördüğünü, bunların 13’ünün yoğun bakımda olduğunu bildirdi. BBC Türkçe’nin aktardığı ön soruşturma raporuna göre Renfe treni çarpışma anında saatte 160 ila 200 kilometre hızla ilerliyordu. İspanyol basınına sızan ve makinistlerle kontrol merkezi arasındaki görüşmelere ait olduğu belirtilen ses kayıtları ise hattın yaklaşık 25 kilometre ilerisinde durmuş bir tren bulunmasına rağmen diğer trene hareket izni verildiğine işaret ediyor. Puente de kaza sabahı yaşanan bir bilgisayar arızasının, sonradan çarpışan iki tren dahil altı treni durdurduğunu söylemişti. Kazanın kesin nedeni ise soruşturmayla açıklığa kavuşacak. Ocak ayında Endülüs’ün Adamuz bölgesinde meydana gelen bir başka tren kazasında 46 kişi ölmüştü. BBC Türkçe’ye göre Başbakan Pedro Sánchez, halkın hızlı tren ağına güveninin sarsıldığını söyledi. Son kazanın ardından muhalefet, hükümetin küçük koalisyon ortağı Sumar ve bazı sendikalar Puente’nin istifasını istemişti; Ulaştırma Bakanlığı önünde de protesto düzenlenmişti. Başbakan Sánchez, kazanın bütün ayrıntılarının ortaya çıkarılacağını söyledi. Soruşturmanın bulguları, çarpışmaya yol açan etkenlerin ve olası sorumlulukların belirlenmesi açısından önem taşıyor. Kaynaklar: Anadolu Ajansı · BBC Türkçe · Cumhuriyet · NTV

Gönderiyi oku
Dünya Masası

ABD Kongre ara seçimlerinde ilk sandıklar kapandı, oy sayımı başladı ABD Kongre ara seçimlerinde Indiana…

Dünya Masası ·

ABD Kongre ara seçimlerinde ilk sandıklar kapandı, oy sayımı başladı ABD Kongre ara seçimlerinde Indiana ve Kentucky'de ilk sandıklar kapandı ve oy sayımı başladı. Diğer eyaletlerde oy verme işlemi sürerken sandıkların saat farkları nedeniyle kademeli olarak kapanması bekleniyor. Anadolu Ajansı ve TRT Haber'in aktardığına göre seçmenler, Temsilciler Meclisi'ndeki 435 sandalyenin tamamı ve 100 üyeli Senato'daki 35 sandalye için oy kullanıyor. Bazı eyaletlerde valilik ve diğer yerel görevler için de seçim yapılıyor. Seçim öncesinde Senato'da Cumhuriyetçilerin 53, Demokratların 45 sandalyesi bulunuyor; iki bağımsız üye ise birçok konuda Demokratlarla hareket ediyor. Temsilciler Meclisi'nde Cumhuriyetçilerin 218, Demokratların 214, bağımsızların bir sandalyesi var; iki koltuk boş. Sayım sonuçları, Kongre'nin iki kanadındaki çoğunluğun nasıl şekilleneceğini gösterecek. Anadolu Ajansı'nın aktardığı Associated Press'in ülke geneli seçmen araştırmasına göre katılımcıların yaklaşık yüzde 40'ı ekonomi ve hayat pahalılığını ülkenin en önemli sorunu olarak görüyor. Yaklaşık yüzde 30'u ise demokrasinin durumunu öne çıkarıyor. Araştırmada her 10 katılımcıdan sekizi enflasyonun hanelerinde ciddi veya orta derecede mali sıkıntıya yol açtığını belirtti. Oy verme ve sayımın eyaletlere göre farklı saatlerde ilerlemesiyle Kongre'deki yeni sandalye dağılımı sonuçlar geldikçe netleşecek. Kaynaklar: Anadolu Ajansı · TRT Haber · Sözcü · Euronews Türkçe

Gönderiyi oku
Dünya Masası

ABD ara seçimlerinde ilk sandıklar kapandı, oy sayımı başladı ABD'de Kongre'nin yeni güç dengesini…

Dünya Masası ·

ABD ara seçimlerinde ilk sandıklar kapandı, oy sayımı başladı ABD'de Kongre'nin yeni güç dengesini belirleyecek ara seçimlerde ilk sandıklar kapandı ve oy sayımı başladı. Anadolu Ajansı'na göre Indiana ve Kentucky'de sayım sürerken diğer eyaletlerde oy verme işlemi devam ediyor. Seçmenler, Temsilciler Meclisi'ndeki 435 sandalyenin tamamı ve 100 üyeli Senato'nun 35 sandalyesi için oy kullanıyor. Bazı eyaletlerde valilikler ve yerel görevler için de seçim yapılıyor. Temsilciler Meclisi üyeleri iki yılda bir seçilirken, altı yıllık görev süresi bulunan senatörlerin yaklaşık üçte biri her iki yılda bir yenileniyor. AA ve TRT Haber'in aktardığı mevcut dağılıma göre Senato'da Cumhuriyetçilerin 53, Demokratların 45 sandalyesi bulunuyor; iki bağımsız üye de birçok konuda Demokratlarla hareket ediyor. Temsilciler Meclisi'nde ise Cumhuriyetçilerin 218, Demokratların 214 ve bağımsızların bir sandalyesi var; iki sandalye boş. Sözcü'ye göre Demokratların Senato'da çoğunluğu kazanması için dört sandalye kazanmaları gerekiyor. Euronews Türkçe, New Hampshire'daki Dixville Notch köyünde yedi kayıtlı seçmenin oy kullanmasının ardından sayım yapıldığını bildirdi. Köyde Senato yarışında Cumhuriyetçi aday John E. Sununu beş, Demokrat Chris Pappas iki oy aldı. Bu sonuç yalnızca köydeki oyları yansıtıyor. AA'nın aktardığı Associated Press'in ülke geneli seçmen anketinde, katılımcıların yaklaşık yüzde 40'ı ekonomi ve hayat pahalılığını ülkenin en önemli sorunu olarak gösterdi. Yaklaşık yüzde 30'u ise demokrasinin durumunu en önemli sorun olarak değerlendirdi. Sandıklar eyaletlere göre farklı saatlerde kapanırken sonuçlar, Kongre'nin iki kanadındaki sandalye dağılımını belirleyecek. Kaynaklar: Sözcü · Euronews Türkçe · TRT Haber · Anadolu Ajansı

Gönderiyi oku
Dünya Masası

Avrupa’da yedi yolcu uçağına bomba ihbarı soruşturuluyor Avrupa’da Roma, Varşova, Sofya ve Murcia’ya…

Dünya Masası ·

Avrupa’da yedi yolcu uçağına bomba ihbarı soruşturuluyor Avrupa’da Roma, Varşova, Sofya ve Murcia’ya giden yedi yolcu uçağı bomba ihbarları üzerine güvenlik kontrolünden geçirildi. İhbarların birbiriyle bağlantısı resmen doğrulanmazken, farklı ülkelerin yetkilileri hava trafiğini aksatmayı amaçlayan koordineli bir girişim olup olmadığını araştıracak. BBC’ye konuşan Roma Fiumicino Havalimanı kaynakları, Dublin ve Lizbon’dan gelen iki Ryanair uçağının anonim ihbarların ardından arandığını, uçaklarda, bagajlarda ve yolcularda patlayıcı bulunmadığını bildirdi. Dublin uçağına inişe kadar İtalyan Hava Kuvvetleri eşlik etti. İspanyol yetkililer de Manchester’dan Murcia’ya inen Ryanair uçağında patlayıcıya rastlanmadığını açıkladı. BBC’ye konuşan bir yolcu, uçuş sırasında ihbardan haberdar edilmediklerini, inişin ardından yolcuların eşyalarını bırakarak polis eşliğinde uçaktan çıkarıldığını anlattı. Varşova’ya giden iki seferden Londra Heathrow çıkışlı uçak, planlanan Chopin Havalimanı yerine Modlin Havalimanı’na yönlendirildi. Modlin kısa süreliğine kapatılırken, Kopenhag’dan gelen diğer uçak Chopin’e planlandığı gibi indi. Bulgaristan Ulaştırma Bakanı Georgi Peev, Bergamo ve Dublin’den Sofya’ya gelen iki uçağın yön değiştirmediğini ve kontrollerde patlayıcı bulunmadığını Bulgar Haber Ajansına söyledi. Bulgaristan Sınır Polisi, Bergamo seferine ilişkin e-posta ihbarında Dublin’den gelen uçağa yönelik benzer bir tehdidin de yer aldığını bildirdi. Birleşik Krallık hükümeti, olayları kötü niyetli asılsız ihbarlar olarak niteledi. BBC’ye konuşan havacılık güvenliği uzmanı Paul Mason ise farklı hava yollarını etkileyen ihbarların olağan dışı olduğunu söyledi; koordineli bir eylem olabileceği değerlendirmesinde bulundu. Bu olasılık henüz yetkililerce doğrulanmış değil. İhbarlar bir uçuşun yön değiştirmesine ve bir havalimanının kısa süreli kapanmasına yol açtı. Ülkeler arasındaki inceleme, tehditlerin bağlantılı olup olmadığını belirlemeye odaklanacak. Kaynaklar: BBC News · Sözcü

Gönderiyi oku
Tarihten Bugün

3 Kasım 1996: Susurluk kazası ve devlet içindeki karanlık ilişkiler 3 Kasım 1996’da Balıkesir’in…

Birfaniden Editör ·

3 Kasım 1996: Susurluk kazası ve devlet içindeki karanlık ilişkiler 3 Kasım 1996’da Balıkesir’in Susurluk ilçesi yakınlarında bir otomobilin kamyona çarpmasıyla meydana gelen trafik kazası, Türkiye’de devlet görevlileri, siyaset ve organize suç çevreleri arasındaki ilişkilerin sorgulandığı bir dönemin simgesi hâline geldi. Kazada eski Emniyet Müdür Yardımcısı Hüseyin Kocadağ ile aranan Abdullah Çatlı ve Gonca Us hayatını kaybetti. Dönemin Doğru Yol Partisi Şanlıurfa milletvekili Sedat Bucak ise yaralı kurtuldu. Aynı araçta bulunan bu isimlerin ilişkileri, kamuoyunda ve Meclis’te ciddi tartışmalara yol açtı. Arka plan ve gelişmeler 1990’ların Türkiye’sinde terörle mücadele, siyasi şiddet ve insan hakları ihlalleri kamu gündeminin başlıca konuları arasındaydı. Susurluk kazası, güvenlik politikaları çevresinde oluşan ve hukuk dışına taşan ilişkilerin araştırılması talebini güçlendirdi. Türkiye Büyük Millet Meclisi konuyu araştırmak üzere bir komisyon kurdu. Komisyonun 1997 tarihli raporu, kazanın ortaya çıkardığı ilişkileri ve devlet içindeki hukuk dışı yapılanma iddialarını ele aldı. Yargı süreçleri de yürütüldü; ancak olayın bütün boyutlarıyla aydınlatılıp aydınlatılmadığı sonraki yıllarda tartışılmaya devam etti. Kamuoyunun tepkisi de etkili oldu. 1997’de başlayan “Sürekli Aydınlık İçin Bir Dakika Karanlık” eyleminde yurttaşlar, ışıklarını belirli bir saatte söndürerek karanlık ilişkilerin araştırılmasını istedi. Tarihsel önemi Susurluk, bir trafik kazasının ötesinde, hukuk devleti ve demokratik denetim üzerine soruları görünür kıldı. Cumhuriyet’in millî egemenlik ilkesinin yaşaması, kamu gücünü kullanan herkesin hukuka bağlı ve topluma karşı hesap verebilir olmasını gerektirir. Güvenlik gerekçesi, hukuk dışı ilişkilerin dokunulmazlık kazanmasına dayanak olamaz. Kaynaklar: • TBMM, Susurluk Araştırma Komisyonu Raporu, 1997. • Türkiye İnsan Hakları Vakfı, Türkiye İnsan Hakları Raporu 1996 ve 1997. • Encyclopaedia Britannica, “Turkey: Domestic affairs” (1990’lar Türkiye’sinin siyasal bağlamı).

Gönderiyi oku
Tarihten Bugün

3 Kasım 1839: Tanzimat Fermanı ve değişim arayışı 19.

Birfaniden Editör ·

3 Kasım 1839: Tanzimat Fermanı ve değişim arayışı 19. yüzyılda Osmanlı Devleti, askerî yenilgiler, toprak kayıpları ve mali sorunların yanı sıra yönetimini yeniden düzenleme ihtiyacıyla karşı karşıyaydı. Bu dönemde ortaya çıkan reform arayışı, 3 Kasım 1839’da İstanbul’da Gülhane’de okunan Tanzimat Fermanı’yla yeni bir aşamaya girdi. Sultan Abdülmecid döneminde ilan edilen belge, Gülhane Hatt-ı Hümayunu olarak da bilinir. Ferman, devlet yönetimindeki sorunlara yalnızca askerî alanda değil, hukuk ve idare alanlarında da yanıt aranacağını gösteriyordu. Can, mal ve namus güvenliğinin korunması; vergilerin belirli kurallara bağlanması ve askerlik hizmetinin düzenlenmesi öne çıkan vaatler arasındaydı. Yargılama yapılmadan cezalandırılmama güvencesi de belgenin önemli unsurlarındandı. Bu ilkelerin ilan edilmesi, uygulamanın her yerde aynı biçimde gerçekleştiği anlamına gelmiyordu. Tanzimat’ı anlamak için hem devletin ortaya koyduğu reform hedeflerine hem de bu hedeflerin hayata geçirilmesinde yaşanan güçlüklere bakmak gerekir. Belge, keyfî uygulamaları sınırlandırma ve yönetimi daha öngörülebilir kurallara bağlama arayışının önemli bir ifadesiydi. Cumhuriyet’e uzanan tarihsel süreçte Tanzimat Tanzimat dönemi, Osmanlı kurumlarını dönüştürmeye yönelik girişimleri anlamak açısından önemlidir. Ancak Tanzimat ile Cumhuriyet’i aynı siyasal proje olarak değerlendirmek, aralarındaki temel farkları gözden kaçırır. Cumhuriyet, millî egemenlik ve yurttaşlık anlayışı üzerinde yeni bir devlet düzeni kurdu; hukuk ve laiklik alanındaki dönüşümleri kendi tarihsel koşulları içinde gerçekleştirdi. Atatürkçü bir bakış açısından Tanzimat, Türkiye’nin çağdaşlaşma tarihindeki önemli aşamalardan biri olarak incelenebilir. Cumhuriyet’in ayırt edici yönü ise egemenliğin kaynağını millette gören yeni bir siyasal düzen kurmasıdır. Geçmişi bu farkları gözeterek okumak, hem değişimin sürekliliğini hem de Cumhuriyet’in getirdiği dönüşümü daha iyi anlamamıza yardımcı olur. Sizce hakların günlük yaşamda korunmasında kurumların işleyişi nasıl bir rol oynar? Kaynak: Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi, “Tanzimat”:

Gönderiyi oku
Oyun Fırsatları

Prime üyeleri için ücretsiz Epic Games oyunları!

MaviNarval ·

Prime üyeleri için ücretsiz Epic Games oyunları! Vampire: The Masquerade - Swansong - 18 Kasım 2026 Trash Goblin - 2 Aralık 2026 Ad Infinitum - 25 Kasım 2026 Five Nights at Freddy's: Into the Pit - 4 Kasım 2026 luna.amazon.com/claims/home

Gönderiyi oku
Hayatta kalma

🚨 SENARYO #001 / KAPIYI AÇAR MIYDIN?

Oğuz Kağan Ateş ·

🚨 SENARYO #001 / KAPIYI AÇAR MIYDIN? Küresel bir felaketin üzerinden 47 gün geçti. Elektrik, internet ve iletişim tamamen kesilmiş durumda. Şehrin dışında, kimsenin bilmediği bir sığınaktasın. 4 kişilik grubunla birlikte 6 ay yetecek yiyecek, temiz su ve tıbbi malzemen var. Gece saat 03.17. Sığınağın dışındaki hareket sensörü alarm veriyor. Güvenlik kamerasında bir kadın ve yaklaşık 8 yaşında bir çocuk görüyorsun. Kadın yaralı, çocuk ağlıyor. Yardım istiyorlar. Ancak bir sorun var. Kadının arkasında, yaklaşık 200 metre uzaklıkta, karanlığın içinde hareketsiz duran üç insan silueti fark ediyorsun. Kadın kameraya bakıp bağırıyor: "Lütfen kapıyı açın! Bizi takip ediyorlar!" Grubundaki iki kişi kapıyı açmanı istiyor. Diğer ikisi bunun bir tuzak olabileceğini söylüyor. Karar sana ait. ⏳ Önünde sadece 60 saniye var. Ne yapardın? Kapıyı açar mıydın, onları dışarıda mı bırakırdın, yoksa üçüncü bir çözümün mü var? Unutma: Bu senaryoda vereceğin kararın sonuçlarını değiştirme şansın olmayacak.

Gönderiyi oku
Herkese açık paylaşım

BAZEN İNSANA İYİ GELEN ŞEY, SADECE YAZMAKTIR.

Oğuz Kağan Ateş ·

BAZEN İNSANA İYİ GELEN ŞEY, SADECE YAZMAKTIR. Hiç birine bir şeyler anlatmaya başlayıp konuşmanın sonunda, “Ben aslında neye üzüldüğümü şimdi anladım.” dediğiniz oldu mu? Bence yazmak da buna benziyor. Zihnimizde dolaşan düşünceler bazen birbirine karışıyor. Bir yanda geçmişte yaşadığımız bir olay, diğer yanda yarın yapmamız gerekenler, söyleyemediğimiz bir söz, içimizi ısıtan küçücük bir mutluluk… Sonra oturup birkaç cümle yazıyoruz. Düşünceler yavaş yavaş görünür hâle geliyor. İnsan anlatırken bazen kendisini de dinliyor. Bunun psikolojide de karşılığı var. YAZMAK NEDEN İYİ GELEBİLİYOR? Psikolog James W. Pennebaker'in öncülük ettiği araştırmalarda “ifade edici yazma” (expressive writing) denen bir yöntem inceleniyor. Temel fikir şu: İnsanların yaşadıkları olaylar ve bunların uyandırdığı duygu ve düşünceler hakkında içtenlikle yazması. Amaç güzel yazmak değil; yaşadıklarımızı kelimelere dökebilmek. Yazılanları kimsenin okuması bile gerekmiyor. 2023'te yayımlanan, 4.012 kişinin katıldığı 31 deneysel çalışmayı değerlendiren bir meta-analiz, ifade edici yazmanın depresyon, kaygı ve stres belirtileri üzerinde ortalama olarak anlamlı bir olumlu etkisi olabildiğini gösterdi. Düşünün: “Bugün canım sıkkın.” diye başladığınız bir yazı, birkaç satır sonra “Aslında emek verdiğim bir işin karşılığını alamadığım için kırgınım.” cümlesine dönüşebiliyor. Sorun bir anda çözülmüyor belki ama ne hissettiğimizi daha iyi anlayabiliyoruz. YARGILANMA KORKUSU BİZİ NASIL SUSTURUYOR? Sanırım yazmanın önündeki en büyük engellerden biri bazen ne söyleyeceğimizi bilmemek değil, söyleyeceklerimizin nasıl karşılanacağını düşünmek. “Ya yanlış anlaşılırsam?” “Ya saçma bulurlarsa?” “Ya yazım hatası yaparsam?” “Ya kimse okumazsa?” Bu sorular bazen daha ilk cümleyi yazmadan bizi durdurabiliyor. Oysa bir insanın düşüncesinin değeri, noktalama işaretlerini kusursuz kullanmasına bağlı değil. Kimi insan duygularını çok güzel anlatır ama yazım kurallarında zorlanır. Kimiyse çok şey söyleyebileceği hâlde eleştirilmekten çekinir. Böyle anlarda ihtiyacımız bir sınav kâğıdı değil, rahat hissedebileceğimiz bir alan. Elbette kimseye “Burada asla yargılanmazsın.” diye garanti veremeyiz. Herkese açık bir yerde paylaştıklarımız yanlış anlaşılabilir. Bu yüzden neyi, kiminle paylaşacağımıza karar vermek de önemlidir. Fakat birbirimize yaklaşımımızla daha saygılı ve güven veren bir ortam kurabiliriz. SERBEST YAZIM: ÖNCE YAZ, SONRA DÜŞÜN Burada çok sevdiğim başka bir yaklaşım devreye giriyor: “Serbest yazım” (free writing). Yazma eğitimi alanında Peter Elbow'un yaygınlaştırdığı bu teknikte, belirli bir süre boyunca durmadan yazıyorsunuz. Yazdığınız cümleyi silmek, kelime seçimini düzeltmek, imlayı kontrol etmek zorunda değilsiniz. Aklınızdan ne geçiyorsa kâğıda veya ekrana döküyorsunuz. Hatta ne yazacağınızı bulamazsanız, “Şu an ne yazacağımı bilmiyorum.” diye yazmaya devam edebilirsiniz. Kulağa komik geliyor olabilir. Ama mantığı çok güzel: İçimizdeki sürekli hata arayan sesi bir süreliğine susturup düşüncelerimize alan açmak. İlk cümlenin harika olması gerekmiyor. İlk paragrafın çok mantıklı olması da gerekmiyor. Bazen ne düşündüğümüzü ancak yazmaya başladıktan sonra fark ediyoruz. Burada bir ayrım var: Serbest yazım çoğunlukla kişisel bir alıştırmadır; yazdıklarımızı mutlaka yayımlamak zorunda değiliz. Ama bu yaklaşımın ruhunu gündelik paylaşımlarımıza da taşıyabiliriz. Önce samimiyeti önemsemek, kendimizi imla hataları yüzünden değersiz hissetmemek, içimizden geleni söylemeye cesaret edebilmek... Bir insanın bir cümlede harfleri karıştırmış olması, anlattığı şeyin kıymetini azaltmaz. KATARSİS: “İYİ Kİ ANLATMIŞIM” DEDİĞİMİZ AN Bir de psikolojide “katarsis” (catharsis) diye bir kavram var. Kabaca, birikmiş duyguların ifade edilmesiyle yaşanabilen duygusal boşalma ve rahatlama deneyimini anlatıyor. Hani bazen bir arkadaşınıza uzun zamandır içinizde tuttuğunuz bir şeyi anlatırsınız. Arkadaşınız size bir çözüm bile sunmaz. Ama konuşmanın sonunda “İyi ki anlattım.” dersiniz. Yazarken de bazen buna benzeyen bir ferahlık hissedilebilir. Yine de katarsisi “İçindekini döken herkes mutlaka rahatlar.” şeklinde anlamamak gerekiyor. Sürekli aynı öfkeyi tekrar etmek her zaman iyi gelmez; bazı duyguları yazmak da başlangıçta zorlayıcı olabilir. Bazen asıl fayda, duyguyu yalnızca dışarı çıkarmaktan değil, onu anlamlandırmaktan gelir. Benim sevdiğim düşünce şu: Yazmak, duygu ve düşüncelerimize bir çıkış kapısı açabilir. O kapıdan geçip geçmemek ise bize kalmış. DUYGUNUN ADINI KOYUNCA BİR ŞEY DEĞİŞEBİLİYOR Psikolojide “duyguları isimlendirme” (affect labeling) adı verilen bir kavram daha var. Matthew Lieberman ve çalışma arkadaşlarının 2007'de yayımladığı bir beyin görüntüleme araştırmasında, olumsuz duygulara kelimelerle isim vermenin duygusal tepkilerle ilişkili beyin etkinliğini etkileyebildiği görüldü. “Kötüyüm.” demekle “Bugün kendimi dışlanmış hissettim.” demek arasında bir fark olabilir. İkinci cümle, duyguyu daha net tanımamıza yardımcı olabilir. Belki de bu yüzden bazen yazarken kendimize şaşırıyoruz. Birine kızgın olduğumuzu sanırken aslında hayal kırıklığı yaşadığımızı görebiliyoruz. Kim bilir, belki de kimi zaman ihtiyacımız olan şey büyük cevaplardan önce doğru soruları sorabilmektir. AMA YAZMAK SADECE DERT ANLATMAK DEĞİL Şimdi işin bence en güzel tarafına gelelim. İçini dökmek denilince akla hep üzüntüler geliyor. Oysa insan sevincini de anlatmak ister. İlk maaşıyla ailesine hediye alan biri, yeni bir dilde ilk sohbetini yapan bir öğrenci, yıllarca uğraştıktan sonra yetiştirdiği çiçeği açan biri, çocukluğunun bir anısını hatırlayan başka biri... Bunları okumayı seviyorum. Çünkü hayat her zaman büyük olaylardan oluşmuyor. Bazen güzel bir gün, lezzetli bir yemek, tesadüfen karşılaştığımız eski bir arkadaş veya başarılı olduğumuz küçücük bir iş bile anlatmaya değer. Birinin mutluluğu kendi hayatımızdaki güzellikleri hatırlatabilir. Birinin sorusu bize yeni bir şey öğretebilir. Hiçbirinin binlerce beğeni alması gerekmiyor. BAŞKASININ HİKÂYESİNDE KENDİMİZİ BULMAK Hiç tanımadığınız birinin yazdıklarını okuyup “Bunu ben de yaşamıştım!” dediğiniz oldu mu? Bence internetin en güzel ihtimallerinden biri bu. Birbirini hiç tanımayan iki insanın birkaç cümlede ortak bir noktada buluşması. Bir öğrenci sınav stresini anlatıyor, yıllar önce aynı yoldan geçmiş biri deneyimini paylaşıyor. Bir girişimci ilk müşterisini bulmanın sevincini yazıyor, iş kurmayı düşünen başka biri cesaretleniyor. Bir insan yaptığı bir yanlışı anlatıyor, bir başkası kendi hayatına farklı gözle bakıyor. Bazen en güzel cevap bir öğüt değil, “Seni dinliyorum.” demektir. YAZDIKLARIMIZ GELECEKTEKİ BİZE DE KALIYOR Yıllar önce yazdığınız bir mesajı okuduğunuzda hiç gülümsediniz mi? Eskiden çok önemli gördüğünüz bir sorun bugün geride kalmış olabilir. Bir zamanlar cesaret edemediğiniz bir şeyi artık rahatlıkla yapıyor olabilirsiniz. Eski düşünceleriniz değişmiş, hayalleriniz büyümüş olabilir. Yazdıklarımız hayatımızın küçük izleri gibi. Bugünkü düşüncelerimiz, yarının hatıralarına dönüşüyor. Bunun için herkesin kitap yazmasına veya çok iyi bir anlatıcı olmasına gerek yok. Bir paragraf, bazen birkaç cümle, hatta tek bir soru bile hayatımızdaki bir ânı saklamaya yetebilir. PEKİ NASIL BİR ORTAMDA DAHA RAHAT YAZABİLİRİZ? Bence cevap sadece teknolojide değil, birbirimize davranışımızda. Birinin yaptığı yazım hatasını alay konusu yapmadığımızda… Farklı bir fikre hakaret etmeden karşılık verdiğimizde… Birisi içini döktüğünde hemen yargılamak yerine önce anlamaya çalıştığımızda… İnsanların kendi sınırlarını ve mahremiyetlerini gözettiğimizde… İşte o zaman konuşmak daha kolay olabilir. Kimse mükemmel cümleler kurmak zorunda hissetmemeli. Kimse her paylaşımında bilgi vermek, komik olmak, etkileyici görünmek veya herkesi memnun etmek zorunda değil. Elbette özgürce yazabilmek, başkalarını incitme hakkı anlamına gelmez. Samimiyet ile saygı birbirine karşıt değil; tam tersine birbirini güçlendiren şeyler. İnsan rahat hissettiği yerde daha çok kendisi olabilir. Ben de burada bunun mümkün olmasını isterim. SON OLARAK... Hepimizin farklı bir hayatı var. Bir çiftçinin topraktan öğrendikleri, bir ustanın yılların içinde kazandığı deneyim, bir öğrencinin hayalleri, bir annenin anlattığı çocukluk anısı... Hepsi kıymetli. Bir şeyler anlatmak için önemli biri olmanız gerekmiyor. Anlatacaklarınızın olağanüstü olması da gerekmiyor. İsterseniz bir fikrinizi paylaşın. İsterseniz komik bir anınızı. İsterseniz bugün sizi neyin mutlu ettiğini yazın. Zor bir gün geçirdiyseniz ve anlatmak istiyorsanız onu da yazabilirsiniz. İsterseniz hiçbir şey paylaşmadan sadece başkalarını okuyun. Yazım hatası mı yaptınız? Olabilir. Cümlenizi tam toparlayamadınız mı? O da olabilir. Burası bir kompozisyon yarışması değil. Bazen en güzel cümleler, kusursuz olanlar değil; gerçekten bir insana ait olduğunu hissettirenlerdir. Çünkü bazen yazarken kendimizi tanırız, okurken birbirimizi anlarız. Ve belki de çok güzel bir sohbet, yalnızca şu cümleyle başlar: “Size bir şey anlatmak istiyorum…” Peki siz hiç bir şey yazdıktan sonra kendinizi hafiflemiş hissettiniz mi? Ya da bir başkasının yazısında kendinizden bir parça buldunuz mu? Merak ediyorum. Anlatmak isterseniz okumaktan mutluluk duyarım.

Gönderiyi oku